Yaklaşık dört aydır 100’e yakın yazı, resim, karikatür, fıkra karışımı konularla kendi çapımda bir şeyler yayınlamaya çalıştım. Buradaki herkes gibi benimde amacım hoşuma giden güzellikleri kimi zamanda üzüntüleri sizlerle paylaşmaktı. Sizlerde olumlu/olumsuz yorumlarınızla fikirlerinizi eksik etmediniz. Bende fırsat buldukça blogcudaki arkadaşların sayfalarını ve yazılarını takip etmeye çalıştım.
Uzun süreli olmasını hayal ederek başladığım blogcudaki yazılarıma bugünden itibaren son vermeye karar verdim. Bu kararımın blogumuzla, yazılarla, yorumlarla bir ilgisinin olmadığını belirtmek istiyorum. Burada bir şeyler yapmaya çalışmak gerçekten çok güzel ve eğlenceli. Bir o kadar da zaman alıcı tabi ki. İnsanın biri ilkokula yeni başlayan diğeri 7 nci sınıfa giden iki çocuğu olunca ve okullarda açılınca onlara daha çok zaman ayırması gerekiyor. Ayrıca daha bakamadığım yüzlerce mail var. Toparlanması gereken resim, müzik, slayt, program dosyaları da aylardır bekliyor. Kış geldi hala doğru dürüst sörf bile yapamadım. Yani anlayacağınız arkadaşlar zaman sıkıntım var. Daha fazla verimli olamayacağımı düşündüğümden blogcudaki yazılarıma son veriyorum. Fırsat buldukça sizlerin bloglarını takip etmeye çalışırım. Sakın kaytarmaya çalışmayın ha…
Evet arkadaşlar buraya kadarmış. Göstermiş olduğunuz iyi niyetli, hoşgörülü, seviyeli ve dostça yaklaşımlarınızdan dolayı hepinize teşekkürler ediyorum. Kendinize ve sevdiklerinize iyi bakın. Dostça kalın, hoşça kalın. Sevgiler, saygılar...
Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun birine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer sormayın. Eşek bu. Düşmüş işte. Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı belki, üzerine de toprak dökülmüştü. Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, toprakta biten otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekemedi ve güm. Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde. Ayıptır söylemesi, anırdı yani. Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü. Zavallı eşeği kuyunun dibinde melul mahzun bakınıyor. Üstelik yaralanmış. Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız köylüleri yardıma çağırdı. Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı. Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez. Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek. Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar. Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döktü. Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yükseldi ve sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu. Köylüler ağzı açık bakakaldı.
(Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır.
(Ne bazeni, çoğu zaman.)
Toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur. Bunlarla başetmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır.
Gencin birisi Kabe'de hep, "Ey dogrularin yardimcisi olan Allah'im, ey haramdan sakinanlarin yardimcisi olan Allah'im, sana hamdu sena ederim" diye dua eder. Bu durum herkesin dikkatini ceker. Birisi, "Neden hep ayni duayi yapiyorsun, baska bir sey bilmiyor musun?" der. O da anlatir:
7-8 sene once yine Kabe'de iken ici altin dolu bir torba buldum. Tam 1000 altin vardi. Icimden bir ses "Bu altinlarla, sunlari sunlari yaparsin" diyordu. "Hayir!" dedim kendi kendime, "bu benim degil, baskasinin mali, kullanmam haram olur". Bu sirada birisi, "soyle bir torba bulan var mi?" diye bagiriyordu.
Cagirdim onu, "nasil bir torbaydi, icinde ne vardi?" diye sordum. Torbayi tarif etti ve "icinde 1000 altin vardi" dedi. "Al oyleyse torbani" diyerek verdim. Adam torbayi acip icinden bana 30 altin verdi.
Pazara gittim. Temiz yuzlu genc bir koleyi overek satiyorlardi. Gencin temizligi dikkatimi cekti. Yanlarina gittim, "bu kole icin ne istiyorsunuz?" dedim. "30 altin" dediler. Adamdan aldigim 30 altini verip genci satin aldim.
Bir iki yil gecti. Genc cok caliskan, cok edepli idi. Onu aldigima cok memnun olmustum. Bir gun onunla giderken karsidan iki uc kisi geliyordu.
Genc bana dedi ki, "Efendim, ben Fas Emirinin ogluyum. Bu gelenler babamin adamlari. Beni buldular. Senden beni satin almak isterler. Sen iyi bir insansin; onlara 30 bin altindan asagiya satma beni" dedi.
O kisiler yanima geldi, "bu esiri bize satar misin?" dediler. "Satarim" dedim. "60 altin verelim" dediler.
"Olmaz" dedim. "Iyi ama sen bunu 30 altina almadin mi? Biz sana iki mislini veriyoruz" dediler. "Oyleyse gidin pazardan alin" dedim.
Artira artira 20 bin altina kadar ciktilar. "30 binden asagi olmaz" dedim. Caresiz kabul ettiler. Altinlari verip, genci alip gittiler.
Ben o 30 bin altinla isyerleri actim, ticaret yaptim, daha cok zengin oldum. Bir gun bana arkadaslar,
"Cok zengin bir ailenin iyi bir kizi var. Babasi yeni vefat etti. Onunla seni evlendirelim" dediler. Ben de "olur" dedim.
Nikah kiyildi. Deve yukleri ceyizini getirdiler. Ceyiz arasinda bir torba dikkatimi cekti. Kiza, "bu nedir?" dedim. "Icinde 970 altin var. Babam Kabe'de bunu kaybetmis, bulan gence 30'unu vermis. Kalanini da bana hediye etti, ceyizine koyarsin" dedi.
Demek ki buldugum altinlar benim rizkimmis, vermeseydim haram yoldan gelecekti, simdi helal yoldan yine bana geldi. Bana yardim edip haramlardan koruyan, nice nimetler ihsan eden yuce Rabb'ime hamd ederim.
Milkboy Elki'yi Elki'de beni sobelemiş. Buyrun sorular ve cevaplar
1)En Son Aldığın Kitaplar :
-Metal Fırtına-Burak TURNA/Orkun UÇAR
-Günaydın Gece-İkbal GÜRPINAR
2)Kaç Kitabın Var :
Çok fazla kitabım yok. Okumak istediğimde genelde kütüphaneden ve arkadaşlardan faydalanıyorum.
3)En son Okumakda Olduğun Kitap :
5. Tim: Güneş Doğsun İsteriz - Abdullah AĞAR Bugün bitirdim. Cevaplamayı birazda o yüzden geciktirdim. Güneydoğu'daki çatışmalarda yaşananları ilk ağızdan okumanın heyecanına sizde ulaşın. Tamamen Türkiye ve Güneydoğu'da yaşanan gerçekler. Şehitlerimiz, gazilerimiz ve şanlı Türk ordusu. En çabuk okuduğum kitaplardan birisi.
4)En Çok Etkilendiğin Kitap :
5.Tim
Ben sobelemek için kendi blogumdaki arkadaşların haricindeki blogculardan seçiyorum. İşte sobelenenler :
( TuLûAt ile başlayan Türkçe blog yazıyorum..... konulu mim'lemeyle ilgili önerilerim var. Bence bir üstteki blogcuya devam ettiğini haber vermek için (yorum şeklinde olabilir) haber verelim. Ayrıca sobelemedeki gibi bu mim olayını diğer blogculara duyuralım. Sadece bloglarımızı ziyaret edenlerle sınırlı kalmasın. Daha çabuk yayılacağını düşünüyorum. )
Yaşamak güzel şey doğrusu üstelik hava da güzelse hele gücün kuvvetin yerindeyse elin ekmek tutmuşsa bir de hele tertemizse gönlün hele kar gibiyse alnın yani kendinden korkmuyorsan kimseden korkmuyorsan dünyada iyi günler bekliyorsan hele iyi günlere inanıyorsan üstelik hava da güzelse Yaşamak güzel şey, Çok güzel şey doğrusu!
Kızım, akrabalarından, dost veya arkadaşlarından her kim olursa olsun, ona karşı kocanı övme, sakın onu şikayet de etme. Aile içinde kalması gereken mahrem veya bildik şeyler de olsa anlatma. Derler ki, Söyleme sırrını dostuna, dostunun da dostu vardır o da gider söyler dostuna. Bir ağızdan çıkan söz, sır olmaktan çıkar. Sırrın ucunu ele veren arkasını getiremez. İlla biriyle paylaşman gerekiyorsa bir günlük tut. Mümkünse onlarında bu tür sana anlatacaklarına fırsat verme. Bu tür söylenen veya anlatılanlar fitneye, dedikodulara ve ailelerin yıkılmasına fırsat ve zemin hazırlar. Her ne kadar sıkılır veya daralsan dahi; anne ve babana bile anlatma. Çözemediklerini akıllı ve kendinden emin olduklarınla istişare ederek çözmeye çalış. Aile hayatının karşılıklı sevgi, saygı ve merhametle yürütülmesi temel ilkedir. Dinimiz aile reisliği vazifesini erkeğe vermiştir. Erkek ise; fizik gücüne, kuvvetine sahip, cesur ve mücadelecidir. Fizyolojik bakımdan daha zayıf olan kadınları kavvâm; gözetip kollayıcıdırlar. Ailenin dış düşmanlardan korunması, geçim ve ekonomik giderlerin temini öncelikli olarak erkeğe ait olduğundan mallarından bol bol harcamaktadırlar. Kadının; erkekte bulunmayan anneliğin verdiği yüce bir görev olan çocuğun doğumu ve bakımı ile öncelikli olarak; çocukların terbiye edilerek yetiştirilmesi, yuvada huzur ve sükûnun temininde duygusal gayret, aileye içten bağlılık gibi daha birçok üstünlükleri bulunmaktadır. Eşinin eve geleceği saati iyi belle. Mümkün mertebe onu kapıda karşılamaya çalış. Kapıda karşılaman onu; ziyadesiyle memnun edecektir. Adamı sakın kapıda bekletme. İçeri girere girmez elindeki eşyaları al. Velev ki; sıkıntı ve moralsiz olsan bile; yumuşak ve tatlı konuş. Söylemen gerekenleri kocana söyle. Anlayamadıklarını ve meselelerini konuşma yoluyla hallet. Konuşma mesellerin yüzde doksan dokuzunu çözer. Konuşurken onun konuşmalarını kesme. Bazı konularda farklı düşünüyor olabilirsiniz. Farklı bile düşünseniz uzlaşmayı tercih et. İçinden seni seviyorum demekle olmaz. Sevgini ona mutlaka o istediği için değil, kendi tarzınla ona hissettir. Zaman zaman onun penceresinden bakmayı dene. Sizin olmayan hayatlara dalıp hayatınızı karartma. Bakış tarzın en kötü gününde bile olumlu olsun. Göz yaşlarını asla silah olarak kullanama, bu kadının zayıflığını gösterir. Bilirsin ki, evlilikte dürüstlük esastır. Zaman zaman espri yap; iyi bir espri zor günlerinizi kolay atlatmanızı sağlar. İlişkinizi kuvvetlendirmek için elinden geleni en iyi şekilde yap. Evini temiz tut. Çocuklarının yeme içmeleri, sağlıklarıyla dersleriyle yekinen alakalan. Görevlerini bil ve yaptıklarından dolayı asla şikayet etme. Eşinin gelen eş dost ve akrabalarına güler yüz, tatlı dille hüsnü muamelelerde ve izzeti ikramlarda bulun. Eşin eve geldiğinde sakın üstün pis ve pas içinde yani çamaşır ve bulaşık kokusu olmasın. Evin içindeyken mümkün mertebe mutfakta ve banyoda, bulaşık, çamaşır gibi şeylerle oyalanma. Yapacaklarını ya onun gelmesinden önce yada mümkünü olanları tehir et. Daima yanında olmaya çalış. Hal ve hatırını sor. Onun anlattıklarını dinliyormuş gibi yapma. Onu canı gönülden dinle. Onun derdiyle dertlen, sevincine ortak ol. Sevdiklerini sev, değer verdiklerine değer ver. Eve getirdiklerini yerinde değerlendir, çöpe atma. Ondan izinsiz oraya buraya dağıtma. Neyi sevip, neyi sevmediğini bil. Bilmiyorsan uygun şekilde sorarak öğren. Sevdiklerini yap, sevmediklerinden kaçınmaya çalış. Canı neyi çekiyorsa, onları getirip ikram et. Bazen elma armut gibi meyveleri dilimleyip bizzat ağzına koy. Çocuklarının yanında onları ona şikayet etme. Özürlü olmadığın sürece yatarken de abdest al. Okuyacağın şeyleri biliyorsun, bilmediklerin varsa en kısa zamanda öğren. Okuyarak eksik olduğun yönlerini tamamla. Onun sıkıntılı günlerinde sözle, tatlıkla yardımcı ol. Böylesi anlarda zaruri olmayan isteklerini ertele. Yatağı yatacağı zamana doğru hazır et. Yatınca da lambayı hemen söndür. Eşinin yatakta beklemesi onu huzursuz eder. İkide bir hastayım deme. Halinden şikayetçi olma. Sürekli canlı ve dinamik ol. Sabahleyin mutlaka ondan önce kalk.. Namazdan sonra yatmayın. Onu da yatırma. Buna alışın. Özürlü bile olsan abdest al. Özürlü değilsen kuşluk namazını sakın ihmal etme. Her namazın arkında yaptığın dualarına mutlaka kocanı da ekle. Eşine kahvaltısını erken hazırla. Onun yemesi için sende iştahla ye. Ve yine tatlı sözlerle onu görevine yolla. Eşinin bütün istek ve arzularını ima etmesine gerek kalmadan yerine getir. Onu çok sevip saydığını söyle ve hem uygula. Her fırsatta süslenip öyle çık karşısına. Cuma, bayram, mübarek geceler ve evlilik yıl dönümlerinizde mutlaka özel bir hazırlık yap. Her şeyinle adamın gözünü de gönlünü de doldur.
Yürümek geleceğe, geleceği bilmeden, Erişmek hayallere, gerçek nedir silmeden... İki gönül tutkunsa, sahip çıkıp herşeye; Geçmez tek bir anları, inan, gülmeden...